Oniisama e...

Colorful Line

Swap ⇔ Swap

Owaranai Fukou ni Tsuite

Finder Series

Lily Love

Ginga Eiyuu Densetsu

Murciélago

Oh Yeah Baby

26 HAZİRAN PAZAR

Elektel Delusion 19-20-20.5 [SON]
(Çeviri: Roromiya Düzenleme: Worless Düzeltme: Sasori)

Bagjwi Sayug 33-34
(Çeviri: Shizu Düzenleme: Zeze)

19 Tian 167
(Çeviri: Shinkaron Düzenleme: Zeze)

 


 

25 HAZİRAN CUMARTESİ

Oniisama e... 15-16-17
(Çeviri: Susano'o Kodlama: Shinkaron Karaoke: Nereus)

Colorful Line 0-1
(Çeviri: Roromiya Düzenleme: Worless)

Honto Yajuu 20
(Çeviri: Yankami Düzenleme: Zeze)

Hello, I’m Your Stalker 1
(Çeviri: Shizu Düzenleme: Zeze)

 

Not: Honto Yajuu'nun 19. bölümü, daha önce verdiğimiz 18b'ye denk geliyor. İsimlendirmede bir sıkıntı oldu, arada eksik bölüm var sanılmasın.

 


 

23 HAZİRAN PERŞEMBE


Herkese merhaba,

Haziran ayının sonlarına geldiğimizi fark ettiğim şu dakikada, yılın bu döneminin kendim için ne kadar önemli ve hassas olduğunu da hatırlar oldum. Hani her pazartesi başlanılacak olan yeni programlar, diyetler, günlük hedefler vardır ya; bende bu durum mevsimlere göre ilerliyor. Belki sizde de öyledir. Bu durumdan ötürü Mayıs ayının sonunda bu Haziran’da yapmak istediklerimi düşünmüş ve bir sıraya koymuştum. Mesela sınavlar biter bitmez ders çalışılmaz ya da ciddi konsantrasyon isteyen bir iş asla yapılmaz. Bu öğrenciliğin yazılı olmayan kuralı gibidir. Fakat bu sürenin ne kadar uzun olacağı kişiden kişiye göre değişir. Benimse tatil başlangıcım hiç olmadığı kadar aksiyonlu, eğlenceli ve çok da anlamlı geçti bu yıl. Birazcık ondan bundan konuşup sonra güncelle ilgili değinmek istediklerimi dile getirip noktalayacağım bir hayli kişisel güncel yazısı olacak, o yüzden uzunluğundan korkanlar okumamakta akıllılık etmiş olurlar kanımca.

Haliyle ben de finallerimin bittiği günün ertesi akşamı ani bir gelişmeyle Almanya’ya gittim. Gerçi ani bir gelişme demek belki pek doğru olmaz; sonuçta biletlerdi, vizeydi derken bir ay öncesinden planlanan bir durumdu. Hayatımdaki ilk Avrupa seyahatim ve yanımda bir arkadaşımla plansız, programsız bir şekilde kendimi gece uçuşuna ışınlanmış buldum. İkimiz de Almanya’ya Erasmus için gitmiş olan ortak dostumuzu ziyaret ve Avrupa’ya da ufak bir bakış atmak için bu tatili gerçekleştirmek istedik. Ancak gidişimizin asıl olayı uçaktan inişimizle birlikte gerçekleşmiş oldu. İşte burada –olursa eğer- çocuklarıma ve hatta torunlarıma anlatacağım bir aksiyon yaşadık.

Saat sabahın ikisiydi ve ne metro, ne de otobüs vardı. Nihayet iki saatlik bir beklemeden sonra metro açıldı ve biz metroya binmek için eşyalarımızı toparladık, ayağa kalktık ancak bir türlü bilet alacak bir gişe ya da bilet makinesi bulamadık. Çok kısa bir metro yolculuğundan sonra trenle bir saat yolculuk yapmamız icap ediyordu ancak metroya binecek biletimiz yoktu. Ben o sırada kendimi Türkiye’de hissedip sürüye uydum ve bizim gibi metronun açılmasını bekleyen yolcuları takip ettim. Kimsenin bilet almadığını görünce biz de hiç renk vermeden biletsiz girdik metroya. Bu olayın daha başlangıcı. Almanya ve ulaşım yolları hakkında hiçbir bilgimiz olmadığı halde cahil cesaretiyle bir yola girdik. İneceğimiz durağı bulup vakit gelince indik metrodan. Treni ise bulana kadar canımız çıktı. Hayatımda hiç bu kadar peron sayısı olan bir tren istasyonu olacağını düşünmemiştim. 20 küsur muydu neydi, sırf bizim bineceğimiz durakta! Başka bir istasyonda 46 olduğunu kendi gözlerimle gördüm daha sonra. Sonra tahmin gücümüzü kullanıp bir perona çıktık ve kendi kendimize konuşurken yanımıza yaklaşan bir yabancı bize yardım etti. Gideceğimiz yerin doğru olduğuna ve önümüzdeki trene binmemiz gerektiğini söyledi. Cümlenin ortasında birden Türkçe bir şekilde “Türk müsünüz?” diye sordu ve hemen evet diyerek atladık. Adam da Türk çıktı sizin anlayacağınız. Ardından teşekkür edip dediği trene bindik. Amma velakin binmez olaydık!

Gece uçuşu, iki saat havaalanında beklemek ve tren peronlarında bol bol kaybolduktan sonra ikimizin de fena uykusu gelmişti. Ben hiç çaktırmadan arkadaşıma uyumasını, vardığımızda onu kaldıracağımı söyledim. Tren o kadar konforluydu, insanlar ve manzara o kadar güzeldi ki, çok zaman geçmeden benim de uyuyakalmış olmamla birlikte yolculuğumuzun süresi iki katına çıktı. Uyandığım zaman geçtiğimiz yollardan tekrar geçtiğimizi fark ettim. Arkadaşımı uyandırıp ona durumu anlattım ve bana inanmadığını söyledi. Ama iş işten geçmişti, biz gittiğimiz yolu dönmeye başlamıştık. Ta ki bindiğimiz durağa gelene kadar olayın şokunu atlatamadık.

Başladığımız noktaya geri dönünce inelim dedik ve ben oranın yerlisi olduğunu düşündüğüm ilk kişiye nasıl gideceğimizi sordum. Başka bir perona gidip trene bindikten sonra artık ikimiz de göz kapaklarımıza bant yapıştırıp uykusuzluğumuzla mücadele ettik. Tüm gece uyumayıp on beş dakika kadar daldığım o sürede olan olmuştu ve biz bir biletle iki tren yolculuğu yapmıştık. Sonra da üçüncüsünü yaptık tabii. İşin ilginç tarafı; ne metroda, ne de trende turnike ya da kontrol yoktu.
Sonradan öğrendiğimize göre arada bir biletler bir görevli tarafından kontrol ediliyormuş tek tek. Eğer biletsiz yolcu olursa 60 Eurodan başlıyormuş cezalar…
Üçüncü trende kontrol edildik biz de. Ama ilk biletimizi doğru alıp almadığımızı bilmeden cahil cühela özgüvenimizi kullanarak gururla uzattık bileti. Görevlinin bizi süzüşüyle bence o da anladı cahil olduğumuzu ama sorun çıkmadı çok şükür. Sanırım turist olmak bunu gerektiriyor. :)

Nihayet arkadaşımıza kavuşunca gözlerimiz şenlendi, hasret giderip uzun muhabbetlere sıra geldi. Bamberg, Berlin ve Münih’i bir haftaya sığdırmaya çalıştığımız ufak ama sonuna kadar güzel hatıralarla dolu ve çok da anlamlı bir tatil oldu benim için. Mesela sabahlara kadar konuşup günün aydınlanmasını gördükten sonra tüm gün müze, kilise ve İtalyan restoranı gezdik. O anlarda gerçekten zamanın sadece bizim için aktığını ve gerçek yaşantımın molaya girdiğini düşündüm. Geldiğim zaman kendimi mutasyona uğramış ve yaşantıma adapte olmakta zorlanmış buldum. Zihinsel olarak zaman-mekân karmaşası yaşadığım ilk gün ile Türkiye’ye döndüğümün üç günü aynı bocalayışlarla biraz dağılmış olsam da, her şeye değdiğini düşünüyorum. Bundan sonrası ise daha uzun hikâye olduğu için şimdilik burada kesiyor ve günceldeki birkaç haberle devam ediyorum.

Bildiğiniz gibi Super Lovers animesi bitti ve son dört bölümü bir günde izlediğim için heyecanımı hala aşabilmiş değilim. İkinci sezonun geleceğini son bölümde epey belli etmişler zaten. Sonradan araştırdığıma göre, 2017 Ocak ayında başlanılacağını okudum. Bu güzel seri için Shizu, Shinka ve Nereus’a çok teşekkür ediyorum. Umarım Ocak ayında da yüzümüzü güldürürler. :)

Gelelim benim elimin hiç gitmediği Ten Count’a. Bu konuda benden başka kimseyi sıkıştırmasanız iyi olur, çünkü gecikmesinin tek sorumlusu benim. Hikayenin hiç ummadığım bir yöne doğru evrilmesiyle bu konuda ürettiğim teorilerimin lanetine uğramış olabilirim. Mesela bence mangaka hikayenin gidişatını sonradan değiştirmek istedi ve o sırada bir türlü karar veremediği için hikayenin bir ayağı mezara girdi. Sonra toparlayayım derken diğer ayağını da başka bir mezara soktu. Şimdi de bir şekilde yolunu buldu ama çırpınması nasıl sonuçlanacak merak etmiyor değilim. Hatta bu manga ben ölmeden önce biterse, kesinlikle analizini yapmak istiyorum. Sonuç olarak adeta beni yabancılaştırdı hikâyeye. Yine de yakın zamanda el atıp üç bölümü birden çıkartacağım. Bu konuda hepinizden özür diliyorum.
Çevirisini üstlendiğim mangalara değinmişken, Elektel Delusion’un da sonlarına geldiğimizi fark etmişsinizdir belki. Aynı mangakanın çalışması olan Hidoku Shinaide’yi de benim çevireceğimi önceden belirtmiştik. Bu seride ise sizi hiç bekletmeyip çok yakın zamanda geleceğini müjdeleyebilirim. Belki böylece kendimi biraz affettirebilirim.

Uff, ne uzun yazmışım. Günlüğüme yazıyor gibi hissettim galiba kendimi. Öyleyse şimdi burada noktalayıp ekipteki herkese teşekkür ederken, takipçilere de keyifli okumalar diliyorum. Ha unutmadan, bu yıl herkesin gönlünce bir tatil geçirmesini temenni ediyorum.


Roromiya

 

Saezuru Tori wa Habatakanai 22
(Çeviri: Roromiya Düzenleme: Zeze Temizleme: Willjace)

Gunjou 20
(Çeviri & Temizleme: Shinkaron Düzenleme: Zeze)

Swap ⇔ Swap 5-6
(Çeviri & Düzenleme: Shinkaron)

Hitomi no Dokusenyoku 6-7 [SON]
(Çeviri: Shizu Düzenleme: Sahra Temizleme: Shinkaron)

Owaranai Fukou ni Tsuite no Hanashi 5-5.5 [SON]
(Çeviri: Shizu Düzenleme: Worless)

Junjou Romantica 32-33 (Cilt 17)
(Çeviri: Blondie Düzenleme: Willjace)

 


 

21 HAZİRAN SALI

Oniisama e... 12-13-14
(Çeviri: Susano'o Kodlama: Shinkaron Karaoke: Nereus)

Hitomi no Dokusenyoku 4-5
(Çeviri: Shizu Düzenleme: Sahra Temizleme: Shinkaron)

Murcielago 43-44-45
(Çeviri: Susano'o Düzenleme: Shinkaron)

 

 

 

 

 

 

Çok Yakında

Manga Anketi

Blondie hangisini bir hafta sonuna sıkıştırıversin?