• Given

  • Ouji-sama no Riyuu

  • Hana wa Saku ka

  • Fluttering Feelings

  • 1
  • 2

Kızlarla

Geçen hafta Japonca sınavı için İstanbul'a gelmiştim ve geri dönmeden Willjace kardeşlerle de bir görüşeyim dedim. O günden beri yanlarındayım. Normalde nadiren film veya dizi izlediğimden "Şunu izlemiş miydin" sorusuna sürekli hayır cevabını verdiğimden, bana bir şey beğendirme konusunda pek sıkıntı çekmediler. Birlikte güzel film ve diziler izledik. Filmleri genelde ailecek izlerken, diziler BL olduğundan gizli gizli laptoptan izlemek durumunda kaldık. Arada bir basılma korkusuyla adrenalin de yaşadık tabii.

Ayrıca -her ne kadar kendileri aynı şekilde düşünmese de- üç tane kız kardeşim olması fikri çok hoşuma gittiğinden, aile ortamlarına imrenmeden edemedim. Tahmin edebileceğiniz gibi onlar da erkek kardeşleri olmasını tercih ederlermiş ama kendimden biliyorum, erkek kardeşlerden bir cacık olmuyor.

Cacık dedim de, canım cacık çekti. Film & dizi izlerken gördüğümüz yemek sahnelerinde "makarna mı yapsak", "ramen yiyelim mi", "çekirdek yok muydu yaa" gibi cümleler sık sık havada uçuştu. Özellikle de çekirdeği kaç ton yedim bilmiyorum. Hatta bir ara kızların gazına gelip yarım çokonat yedim de, şekerli abur cuburlara alışık olmadığımdan mı bilmem, midem bozuldu. Bir de 45 kilo bile olmayan tuzu kuru kızımızın "ye gitsin ya, battı balık yan gider" demesi yok mu. Böyle güvenilmez bir kaynağın lafıyla nasıl yedim o çikolatayı bilmiyorum.

E hep yiyip içip bir şeyler mi izlediniz dediğinizi duyar gibiyim. Şahsen ben olsam öyle düşünürdüm. Pek yalan da sayılmaz aslında. Ara sıra gezmeye çıksak da büyük oranda evdeydik. İki gün üst üste dışarı çıktıktan sonra üçüncü gün su koyveren biriyim zaten. Özellikle de yazın hava kararmadan dışarı çıkmak için ekstrem bir durum oluşmasını bekliyorum. Bu sefer de öyle oldu ve kızlarla evde oturup oyun oynamak ve bir şeyler izlemek daha cazip geldi. Zaten kalabalık olduğumuzdan oyunlar da eğlenceli oldu. Özellikle de kaybedenin eline vurduğumuz jenga oyunu favorimdi. Gerçi ben ele vurmaktan ziyade onları ısırmayı ve çimdiklemeyi tercih ettim ama kızlar nedense elimin üzerinde parmak izleri bırakmayı yeğlediler.

Bu yazının uzama potansiyeli fazla gibi, en iyisi bu civarlarda bırakayım. Projelerimizde emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz her zamanki gibi. Bir de son anda çevirisi gelen yeni animemiz Given'ı sevinçle karşıladık. Herkese iyi seyirler/iyi okumalar. Tekrar görüşmek üzere.

Shinkaron

 

Yorum ekle

Devamını oku: Kızlarla

Kategori: Güncel Yazıları

Klimalar ve Trakyalılar

Merhabalaaaar

Geçenlerde sevgili adminimizin kibarca "kilitlediği" güncel yazısına başlıyorum. Yazmak için özellikle neşemin, keyfimin yerinde olduğu bir günü beklerim genelde. Yine öyle yaptım. Bu sitede güncel yazısı yazmak bana takipçilerimizin karşısına geçip konuşma yapmak gibi geliyor. Nasıl gerçek hayatta da insanların karşısına suratsız, bitkin bir halde çıkmak istemiyorsam, sizlerin de karşınıza keyifsiz bir halde çıkmak istemem. Yazdığım yazının okuyanları neşelendirmesini tercih ederim. Doğru günü beklememin sebebi budur kısacası.

Geçen çalıştığım yerdeki bir arkadaş bana "abi afakanlar bastı beni be ya" dedi. Tutamadım kendimi, güldüm. Arkadaş biraz saf, biraz da komik bir adamdır. Genelleme yapmak istemem ama Trakya'nın insanlarını severim. En azından benim tanıdığım Trakyalılar içi dışı bir, eğlenceli, rahat, en sıkıntılı anlarda bile bir espri patlatıp çevresini güldürebilen kişiler. Hepsi öyle değildir tabii ama bazılarından o yerli şiveyi de duymak çok eğlenceli. Bakın, gülünç demiyorum. Eğlenceli diyorum. Konuşurken yaptıkları tonlamalar da şarkı söyler gibi. Bir de "h" harflerini yutuyorlar ya... Arkadaşın hafakanlar kelimesini afakanlar şeklinde kullanmasından ziyade, ki çoğu kişi böyle bilir bu kelimeyi, ilk harfini de bastıra bastıra vurguladı. Yani "a-fakanlar bastı beaa" gibi söyledi. Güzel insan... :) Neşelendirdi beni bir anda. Seviyorum böyle insanları.

Neden sıkıntı bastığına gelince... Buralarda bir haftalık bir yağmur mevsimi geçirdikten sonra havalar epey ısınmaya başladı. Klima da bir hafta çalıştıktan sonra havlu attı. Epey eski bir şeydi zaten. Üflese de pek serinlettiği söylenemezdi. Gelgelelim onun varlığı sıcak yaz günlerinde farkında olmasak bile bizi çok rahatlatıyormuş. Bir gün öğlen saatlerinde klimanın sesi kesilince anladık değerini. Arkadaş da yakasının düğmesini açmış, gömleğini bir yandan eliyle öne doğru çeke çeke yanıma geldi ve yukarıda yazdığım şeyi söyledi. Ben de o sırada sıcaktan, uğraştığım işe konsantremi neredeyse tamamen kaybetmiş, bir kenara oturmuş düşünmeye çalışıyordum. Basit bir şey bile olsa, adam tek cümleyle neşemi yerine getirdi. Ben de onu taklit ederek cevap vermek isterdim ama yapmadım. Pek beceremiyorum. Ama bir süreliğine sıcağı unuttum yani... Size de tavsiyem, böyle insanları hayatınızdan eksik etmeyin.

Yazımın sonuna gelirken, tüm projelerimizde emeği geçen arkadaşlara teşekkür ediyorum. Bu hafta yeni bir mangamız da var. Çok sevdiğimiz Natsume Isaku'dan Ouji-sama no Riyuu adlı tek ciltlik bir manga. Yankami ve Willjace'in ellerine sağlık. Ben de bir an önce okumak için sabırsızlanıyorum. Şimdi sizi projelerle baş başa bırakıp gidebilirim artık.

Blondie

 

Yorum ekle

Devamını oku: Klimalar ve Trakyalılar

Kategori: Güncel Yazıları

Hadi Beni Yeniden Sev

 

Gecenin bir vakti Sezen Aksu'nun da mükemmel bir biçimde seslendirdiği bu klasik parçayı dinliyorum.
Çılgın ve dahi Aysel Gürel'in elinden çıkma sözler; Onno Tunç, Nilüfer ve Sezen gibi ustaların eliyle büyülü evrenleri açan anahtara dönüştürüldü.
Gecenin bir vakti bu anahtarlarla aşk dolu sırça köşklerin, billur sarayların, büyülü bahçelerin, gizemli deniz kızlarının oynaşıp şarkı söylediği okyanusların kapılarını açtım. Meraklı bir masal kahramanı edasıyla açılan kapılardan içeriye girdim. Sevinci, aşkı, özgürlüğü, aydınlığı, dünyanın binbir halini görerek kendimden geçtim.

Ne saçmalıyor bu deli diye sormayın:)) Kışın pek de hoş olmayan bir macera yaşayıp da reddedilmemi eski bir güncel yazımda anlatmıştım (sitemizin forum kısmı gümlediği için yazılarım da uçtu). Lisede benle aynı dönemde okuyan bir çocuğa arkadaşlık sitesinde denk gelmem, çocukla buluşmamız ve onun tarafından terk edilişim, sitemizin gümleyen forum bölümündeki yazımın temelini oluşturuyordu. Bu reddediliş sonrası kendimi biraz boşlukta hissetmiştim o zamanlar, neyse ki bu boşluk hissi kalıcı olmadı. Kıymetlilerim olan Free53, Nones, Kedikesençatlakfare'nin yoğun desteği sayesinde doldurdum boşluklarımı.

Hadi beni yeniden sev dizesini mırıldanıp hayalini kurduğum sevgiliyi aramaya devam etmekten vazgeçmedim, belki de başarısızlıklarımın altında yatan bir neden de arayışın verdiği hazzı sevmemdir. Neyse, sitenin birine birkaç fotoğrafımı yüklemiştim; fotoğraflarımın albenisine kapılanlarla geyik, erotik, aşka dair sohbetler yaptım bir zaman. Çabuk bıkan yapım burada da kendini gösterdi, fotoğraflarımın albenisine kapılanlarla yaptığım yazışmalardan usandım.

Bu sohbet işinden sıkılıp da hesabımı kapamayı düşünürken bir mesaj geldi. Tanışmak istediğini söyleyen bu kişi, profilimden çok etkilenmiş (Ben etkilendiği görselleri biliyorum da siz çaktırmayın!). Neyse, ilk önce aperatif olarak geyik ve erotik sohbetler yaptık (Geyik ve erotik sohbet deyip geçmeyin, bu sohbetler sayesinde kimi zaman güzel arkadaşlıklar kurulabiliyor!). Sohbetler ilerledikçe birbirimize mail adreslerimizi verme basamağına geldik hemen. İkimiz de yeni gelinler gibi bir süre nazlandıktan sonra fotoğraflarımızı gönderdik birbirimize. Fotoğrafımı gören bu kişi, çocuk gibi sevindi ve bana evlenme teklif etti! Kendimi ağırdan satmayı severim; beşi bir yerde seti, ev, araba gibi isteklerimde anlaşamadığımız için evlilik fikrinden vazgeçiverdi bu kişi! İşin şakası bir yana, benden etkilenmişti epeyce. Bu elemanın fotoğrafını gördüğüm zaman ufak çaplı bir şoka uğramadım değil.
Üniversitede ders aldığım doçenti andırıyordu. Bu durumu kendisine anlattığım zaman ilkin inanmadı, doçentimin fotoğrafını kendisine gönderince hak verdi bana. Doçentimden daha yakışıklı olduğunu öne sürerek güldü. Ben de ara gazını biraz fazla verince bir kabardı ki görmeliydiniz:))

Huyumdur, yeni birileriyle tanıştığım zaman kankalar meclisini göreve çağırıveririm. Kıymetlilerime de anlattım bu olayı. Hem doçentin hem bunun fotoğraflarını gördüler, kısa bir tartışma sürecinin ardından kankalar meclisim doçenti tercih etti çekicilik yönünden. İnce eleyip sık dokuma çağımı geride bıraktığım için elimdekiyle idare etmem gerektiğini kankalarıma zor da olsa kabul ettirdim:)) Canlarım benim, beni düşünürler! Doçentimle birlikte olmayı ben de isterdim de... Neyse buna da alışırım:))

Bu kişiyi şimdilik tercih ediyorum, pozitif biri, eğlenmeyi seviyor, geleceğe dair plan yapmaktan hoşlanıyor. Memur olup da atanamayışımı, fazla para kazanamayışımı pek dert etmiyor. Bana yeni iş alanlarını anlatıyor boyuna. İleride kendisiyle iş yapabileceğimizi söylüyor, Türkiye'de para kazanmanın çok da zor olmadığını belirtiyor. Bu tarz sohbetlerini seviyorum. Şimdilik aramız iyi; ama ileride ne olur bilemiyorum. O kadar çok reddedilme yaşadım ki bünyem bağışıklık kazandı! Bu kişiyle de yollarım ayrılırsa çok da üzülmem. Free53'ün bana sıklıkla söylediği bir cümleyi hayat görüşüm yapmaya çalışıyorum, böylelikle bana gelen darbeleri savuşturabilirim.

Uzun zamandan beri boşlamıştım çoğu şeyi. Shinkaron'un gönderdiği mangaların kontrolünü bile ittire ittire yapmaya çalışıyordum. Yazdığım birkaç paragrafla kendime gelirim de daha sık karalarım umarım güncel yazılarını. Ekip arkadaşlarıma çalışmaları için teşekkür edip sizleri projelerle baş başa bırakayım.

Free53: "Geleni koynunda sakla, gideni donunda salla."

Yagami

 

Yorum ekle

Devamını oku: Hadi Beni Yeniden Sev

Kategori: Güncel Yazıları

Hime'yi uğurlarken

Bayram şekerleri...

Bir ramazan ayını daha geride bıraktık. Günlük işlerin yoruculuğunun üzerine her gece dümteke dümtek sesleriyle uykudan uyanarak geçirdiğim bir aydan sonra kısa da olsa bir tatili hak ettiğimi düşünüyorum. O yüzden şu birkaç günü kendime ayıracağım. Sitedeki bütün arkadaşlarım adına tüm takipçilerimize iyi bayramlar dilerim!

Bu günceldeki neler var? Yarichin Bitch Club'ın ikinci bölümü var mesela. Epeydir doğru düzgün bir raw arayıp da bulamadığımız için gene şerit çekme yöntemine başvurmak zorunda kaldık. Yine de manganın hayranları için izlemeye değer bir bölüm çıkarttığımızı düşünüyorum. Emeklerin için teşekkürler Shinkaron. Yalnız anime öyle bir yerde bitti ki, acaba devamı da var mı diye merak ettim. Söz konusu OVAlar olunca böyle yarım bıraktıklarına çok şahit olduk gerçi. Bakalım, ileride devamı çıkarsa yine çeviririz.

Bu güncelin bir özelliği de Himegoto Asobi'yi bitirmiş olmamız. Bana sorarsanız güzel bir finaldi. Karakterlerin ve hikayenin gerçekçi tasarlanması mangalarda daima sevdiğim bir özelliktir. Bu bakımdan Himegoto Asobi, yaoi türünün gerçekçi örnekleri arasında yerini aldı benim için. Özellikle de çoook uzun bir zamandır Junjou Romantica ve Sekaiichi Hatsukoi gibi, mangakanın gerçekçi olduğunu iddia etmesine rağmen fantastik evrenleri aratmayan mangaları çeviren benim gibi birisi için, güzel bir deneyimdi. Düzenlemesini yapan Zeze'ye ve temizlemesini yapan Willjace'e emekleri için çok teşekkür ediyorum.

Junjou Romantica demişken... Onun da yeni bölümü geldi. Yavaş yavaş sona yaklaştığımızı hissediyorum bu mangada da. Eğer mangaka son dakikada Usagi'nin yeni bir akrabasını (Usagi'nin eniştesi falan belki ^_^) ortaya çıkarıp, daha önce tekrar tekrar yaşanan fasılları (trende karşılaşma, tesadüfen aynı yere gitme, bir sürü abartı hediyeler gönderme vb.) yeniden önümüze sürmezse bu manganın sonu yakındır. Artık Misaki'nin yapması gereken tek bir şey kaldı: Olan bitenleri abisine anlatmak. Ondan sonra da (muhtemelen) büyük bir reddedişin ardından gelen duygusal konuşmalar eşliğinde yapılacak bir kapanış, seriyi yıllardır takip eden sadık okuyucuları, bekledikleri mutlu sona kavuşturacaktır.

Darısı diğer serilerimizin başına diyelim...

Blondie

 

Yorum ekle

Devamını oku: Hime'yi uğurlarken

Kategori: Güncel Yazıları

YAKINDA

HF Chat

Developed in conjunction with Ext-Joom.com