Lucky Number 13

Free!: Dive to the Future

Tadaima - Mata Ashita

Hidamari ga Kikoeru Limit

Okane ga Nai

Omairi Desu yo

Hanakoi Tsurane

Super Lovers

Oh Yeah Baby

7 EKİM PAZAR

Lucky Number 13 - 8
(Çeviri:
Yankami Düzenleme: Willjace Temizleme: Asemen35)

Killing Stalking 51
(Çeviri:
Abby Düzenleme: Kedi Kesen Çatlak Fare & Willjace)

Hidoku Shinaide dj - Akakute Oishii
(Çeviri:
Blondie Düzenleme: Willjace)

* Ekim ayı güncellemelerine buradan ulaşabilirsiniz.


1 EKİM PAZARTESİ

 

Yaz Aşkına Angaralı Bebe Müdahalesi,

Çalışmanın, kalabalığın, gürültünün, stresin beden ve ruh sağlığımı yok ettiği günler yaşıyordum bir süredir. Çılgın kalabalığın yoğun saldırısı sonunda yaşam barım kırmızıya inmişti.
Dövüş oyunlarına merakınız varsa bilirsiniz bu durumu. Yaşam barınız kırmızıdaysa genelde iki seçeneğiniz olur: Seri hareketlerle rakibe vurup onu havaya uçurmak ilk seçeneğinizdir.
İkinci seçeneğinizse havlu atıp oyunu bırakmanızdır.

Ben, havlu atmayı seçtim; ama attığım havlu ringe düşmedi. Çoooookkkkkkk, değerli arkadaşlarımla havlularımızı kumsala fırlattık! İnternetten tanıştığımız insanların yüzde doksanının kötü olduğu savını ileri sürenler halt etmişler.
Sitemizin forum sayfasından tanıştığım kişiler yaşamımdaki güzelliklerden biridir. Bu site sayesinde çılgın, karakteri sağlam, aykırı, dostlarım oldu. Bu dostlardan bir tanesi de kankam diyerek hitap ettiğim, sosyal medya hesaplarımın şifrelerini verdiğim, shounen ai, yaoi hastası, çılgın mı çılgın Free53'tür.
Yediğimden içtiğime, beğendiğim erkeklerden, konduğum dallara kadar her şeyimi bilir özgür ruhlu dostum! Free53 ile öyle sohbetlerimiz var ki bu sohbetlerimizle kırk yıllık dedikoducuların ağız sularını akıtırız!

Funda Arar'ın Anestezik Bir Aşk parçasındaki bitkisel hayat formundan çıkmam, kankamın bir telefonuyla gerçekleşti. Kuzum, cuma günü Alanya'da olacağım, hazırlanıverip de gel dediği zaman oooolllllleeeeeyyyyyyyyyy çığlığı odamda yankılandı! Perşembe gününden biletimi aldım. Her halta maydanoz kesim, neden Alanya'ya gideceğime dair benden açıklama beklerken onlara orta parmağımı gösterdim! Cuma günü gerekli hazırlıkları yapıp evden çıktım. Otobüs, otogardaki perona gelince partiii moduna giriverdim! Otobüsteki yerime geçmeden önce olgun, çekici, sohbeti hoş, karizmatik, Yagami Soichiro gibi biriyle yolculuk yapacağımı hayal ederken...
Yanıma ortalama bir yurdum insanı oturunca suratımı asmamaya karar verdim. Yanımdaki kişi hem hoşuma gitmedi hem de yolculuk kurallarını hiçe saydı. Öküz dediğimiz insanlardan biriyle onca yolu gitmek hoş bir şey değildi, ama yapacak bir şey yok. Bu olayı işaret olarak almam gerekirdi, hayal ettiğimiz şeyler olmayınca eğlenmemize bakacağız demeseydim daha da üzgün olacaktım. Neyse, yanımdaki öküze aldırmadım. Elimdeki kitabı okumaya başladım, otobüsteki ışıklar kapatılınca da müzik dinledim. D.I.S.C.O (Ottawan), Daddy Cool (Boney M), Yeke Yeke (Mory Kante), Lambada, Plage Egoiste (Fikret Kızılok) gibi parçaların olduğu listemi yüzümde belli belirsiz bir gülümsemeyle dinlemeye başladım. Zaman zaman uykunun kollarına kendimi bıraksam da herhangi bir sorunla karşılaşmadan indim Alanya'daki yere.
Sabah altı kırktı saat. Otobüsten inip gerindim, organlarımı hareket ettirdim, bisküvimi yiyip suyumu da içtim. Saat yedide Free53'ü aradım. Yaklaşık on dakika sonra da beni almaya geldi dostum. Birbirimize sarılıp özlem giderdikten sonra değerli dostumuz Kedikesençatlakfare'nin evine doğru yürümeye başladık. Yolda giderken hem dedikodu yapıyorduk hem de plajda tavlamaya çalışacağımız kişilerden bahsediyorduk!

On dakikalık yürüyüşün ardından Kedikesençatlakfare'nin yaşadığı apartmana geldik. Oturdukları daireye çıkıp da zili çaldık. Kedikesen'le de sarılıp özlemimizi giderdikten sonra, oturma odasına geçtik beraberce. Kedikesen'in eşi de sıcak biçimde karşıladı bizi. Kahvaltı hazırlığına başladık, eğlenceli bir yemeğin ardından ev sahipleri işe gitti. Bulaşıkları yıkadık, mayolarımızı giydik, çantalarımızı da alıp evden çıktığımızda saat ona geliyordu. Plaja giden yol üstünde pek çok dükkan vardı. İlgimizi çeken şeyler için oyalandık bir süre. Fotoğraf çekilmeyi de ihmal etmiyorduk bu arada. Deniz şortlarının olduğu bir yer ilgimizi çekti, tatil boyunca tek bir deniz şortuyla da yetinemezdim hani! Dükkana girdik, dükkan sahibi hoştu da adama bir türlü yürüyemedim! Kendime güzel bir şort beğenirken kankam da elemanla muhabbeti ilerletmişti. Biraz pahalı olan şortu almak için sıkı bir pazarlığa girmeyi de ihmal etmedik. Benim yavru köpek bakışlarım, kankamın da ezici pazarlık yeteneği sayesinde istediğimiz fiyata indirdik ürünü. Beyaz peynir rengindeki tenimin bronzlaşması için sıkı pazarlık yapılacaksa da yapılacaktı yani. Aldığımız malzemeleri de çantamıza tıkıp ayrıldık. Kumsal, farklı bir dünyaydı. Sere serpe uzanıp da sıcak kumların tadını çıkarandan kumdan timsah yapanlara kadar pek çok kişi tadını çıkarıyordu yaşamın. Şezlongumuzu kiraladık, öndeki manzarayı rahatça izlemek için kırk liracık bayılmamız gerekiyordu. Biraz daha arkadaki şezlonglar ise on beş liraydı. Ön ve arka arasındaki mesafe çok kısa olduğundan yirmi beş lirayı cebimizde bırakmaya karar verdik. Yurdum insanı, nasıl yolabilirim konusunda en üst mertebeye çıkmayı bilmiştir her zaman.

Havlularımızı serdik, eşyalarımızı yerleştirdik, şemsiyemizi de açtık. İlkin Free53 tadını çıkardı denizin, on beş dk kadar kulaçladıktan sonra uzandı şemsiye altındaki şezlonga. Free'den sonra da ben girdim. Denizden çıkınca kremlenmeye başladık. Bir yandan güneşlenirken diğer taraftan da sohbet ediyorduk. Shounen ai, yaoi manga ve animeler, wattpad platformundaki hikayeler, manga editi, kitaplar derken Free53'ün hoşlandığı tipteki bir afete gözümüz ilişti. Offf, o ne vücut, o ne dövme, o ne boy!.. Analar ne taşlar doğuruyor kankam diyerek, bir süre daha izledik Eros'un üretim yerinden çıkan kişiyi! Bu seksi vücutlarda dövmeler de gördüm sıkça. Kaslı vücutlar üzerine yapılan sanatsal dövmelere karşı fetişimin olduğunu da öğrenmiş oldum:)) Erosgiller familyasına ait bu taşların çoğu, yabancı kökenliydi ne yazık ki! Hoşlandığım tipteki erkekleri bilen kankam kuzum saat üç yönüne bak deyince, dikkatle izlemeye başlardım. Göbek denilen lanetin etkisinden kurtulsaydım belki hayalini kurduğum krallardan bir tanesi kumsaldan alırdı beni:)) Kankam saat dokuz yönüne bak dediğim zaman da Free izlemeye başlardı:)) Kralları ve prensleri izleyip de tereyağı gibi eridikten sonra katılaşmamız gerekti.

Dalgalarla oynamak için hareketlendik. Bizleri istekle mi yoksa bıkkınlıkla mı kabul ettiğini bilmediğimiz denizin içine bıraktık kendimizi. Suda da Erosgiller familyasından olanları süzüyorduk çaktırmadan. Denizdeki dalgalardan yorulunca kıyıya sere serpe uzandık, biraz dinlendikten sonra tam gaz devam etti dedikodumuz. Coşkun dalgalar bize çarptıkça kıyıda kahkahalarımızı savuruyorduk. Eline telefonu alan kankamın amatör fotoğrafçı damarı tuttu. Ona modellik yapmaya başladım. Göbeğini içeri çek, gülümse, elini yüzüne, dirseğini yere koy deyip boyuna talimat veriyordu bana. Beğenmediğimiz pozları da tekrarlıyorduk boyuna. Verdiğim pozlarda birazcık(!) kışkırtıcı davranmış olabilirim! Başımı geriye doğru attım, saçlarımdan sular süzülüyordu, bacaklarıma da köpüklü sular gelmişti. Hiçbir şeyi umursamayıp da teniyle barışık bir hava katmışım pozisyonuma ki Free53 o kareyi güzel yakaladı. Birkaç poz da çekti. Kimi zaman seksi, kimi zaman da eğlenceli pozlarımızı çekerken Dragon Ball animesindeki ünlü bir sahneyi hatırladım. Muten Roshi-sama'dan eğitim almak isteyen Goku, Kinto'un bulutu üzerinde bir denizkızı getirmişti ustasına. Bulut üstündeki denizkızının pozunu verdim ben de kankama, bacaklarımı da kuyruk gibi havaya diktim. Eğlenceli, masum ve seksi bu pozu ölümsüzleştirmekle meşgul olurken ön şezlonglardaki bir çiftin bizi izlediğini gördüm. Adam, Usami Fuyuhiko kaleminde biriydi; yanındaki kadına dikkat etmedim. Bu çiftin turist olduğu belliydi, demek ki ilgi çekmeye başlamıştım, yabancı dilim olsaydı adamla rahatça sohbet edip, yanındaki hanımı da memleket meselelerimiz üzerine makale yazması için kütüphaneye gönderirdim:))

Kıyıda biraz daha vakit geçirip çeşitli şaklabanlıklar yaptıktan sonra, iskeleye çıktık. İskeleye de şezlongları bırakmışlardı. Yönümü denize doğru dönüp de kankamın talimatlarıyla farklı pozlar vermeye başladım yine. Birbirimizin samimi ve eğlenceli fotoğraflarını çekerken nereden çıktı bu adam dediğimiz bir tipsiz, bize merhaba dedi. Merhabalaştıktan sonra bize sorduğu ilk soru şu oldu: Siz, sevgili misiniz? Şok olmadık doğal olarak. İletişimden ve nezaketten nasibini almamış bir bebenin bu soruyu sormasını doğal karşıladık. Yakın dostlar olduğumuzu belirttik, bebenin gözlerindeki ışığı görür gibi oldum. Fotoğrafçı olduğunu söyledi bize. Bizim fotoğraflarımızı çekmesi için verdik telefonu eline. On tane kadar fotoğraf çektikten sonra bebemiz, Free53 ile ilgilenmeye başladı. Eeee, beni hoş birisi olarak görürler; kankamın da kendine has güzelliği, zekası, kültürü, çekiciliği var. İlgi odağı olmamızı normal karşıladık. Tanıştığımız kişi, Ankara'da yaşadığını söyledi. Yanlış hatırlamıyorsam eğer memleketinin de Samsun olduğunu söylemişti. Gazetelerde çalışan birkaç sunucuyla da işleri oluyormuş. Özelliklerini anlatmaya başladı, Free53'e bakıp. Fotoğrafçıydı, motosiklet tutkunuydu, mit müsteşarı damatlarıydı, emniyette tanıdıkları yüksek rütbelilerle akrabaydı... Kankamın karşısında heyecandan nefes almadan konuştu. Gelmişini, geçmişini, ailesini, kişisel özelliklerini; öğretmeni karşısında heyecandan cümleleri birbirine karıştıran ilkokul bebesi gibi anlattı. Bir dur, nefes al, bekle... Kendini gizemli tut da senden hoşlananlar seni keşfetsin. On dakika içerisinde bebemiz hakkındaki çoğu bilgiye ulaştık! Görüşmek üzere deyip ondan ayrılınca kendini iskeleden denize atıp yüzmeye başladı. Kaslıydı, dövmeliydi ama... Ne kankamın ne de benim ölçütlerimize uymayan bu kişiyi gülümsememizle geride bıraktık. Kankamla da bize güzel eğlence çıktı. Aradığımız yaz aşkına müdahalede bulunan Angaralı bebe sahnemizi bitirdikten sonra, şezlonga uzanmaya karar verdik. Murakami Haruki'nin Zemberekkuşu'nun Güncesi'ni okurken kankam da 1Q84 isimli romanını okuyordu. Biraz kitap, biraz teşhir, biraz göz banyosuyla o günkü sahil turumuzu tamamladık. Marketlerden alışverişimizi yapıp değerli dostumuz Kedikesençatlakfare'nin evine doğru yol aldık. Eve girer girmez soğuk sulara saldırdık. Her ne kadar güneş kremi kullansak da vücudumuzu feci yakmıştık. Özellikle de bacaklarımızın durumunu anlatmak bile istemiyorum. Üç gün boyunca yürürken zorluk çektim. Denizin yorgunluğunu attıktan sonra değerli dostlarımız için de yemek yaptık.
İşten akşam geldiler arkadaşlarımız. Geldiklerinde yemek hazırdı, sofrayı da kurmuştuk. İki yorgun insan, bu güzel sofrayı görünce unutuverdiler yorgunluklarını. Akşam bizi dışarı çıkarmak isteseler de kabul etmedik. Çok yorulmuştuk kumsalda gerçekten:))

Yemekler yendi, kahveler içildi, sohbetler yapıldı, Kedikesen'in eşi yatmak için izin istedi. Üç otaku başladık sohbete, kankalarımın editlediği bölümleri kontrol ettim, onlardan edit öğrenmeye çalıştım ama... Ben kontrolcü olsam daha iyi olur! Plajda neler yaptığımızı çatlakfareye anlatınca o da çok eğlendi. İlk günüm boş ve aşksız geçmişti. Tatil yeni başladı diyerek Free53 ile birbirimizi gaza getirdik, Kedikesençatlakfare de bizi tatlı tatlı kışkırtıyordu. Ertesi gün pazardı ve dostlarımız da evdeydi. Güzel bir kahvaltı yaptık, biraz denize girdik ve Dim'e götürdü bizleri dostlarımız. Dim Mağarası'na girdik, çok güzel bir yerdi ve bol bol fotoğraf çekildik. Erosgiller familyasındakileri de süzmeyi ihmal etmedik! Ahhh, o kaslar, dövmelerrrr! Ne olursa olsun kralın biriyle yaz aşkı yaşamak istiyordummm! Kral bulurum umuduyla popüler arkadaşlık uygulamalarından ikisini indirmiştim telefona. Kumsalda çekildiğim fotoğrafı da yüklemiştim uygulamalara, yüzüm görünmüyordu zaten fotoğrafta. Onlarca mesaj alınca şok oldum diyebilirim. Bana mesaj yazanlarla sohbet ettiğimde kankamı da bilgilendiriyordum. Kimilerinin fotoğrafları hoşuma da gidiyordu. Kankamla ince eleyip sık dokuduk kral bulma konusunda. Kimi zaman prensler de yazıyordu ama ben olgun bir kral istiyordum işte!

Salı günüydü, biz yine plaja gitmiştik, tenimiz de kızarmaya başlamıştı. Uygulamada biriyle yazışıyordum, adını hatırlamadığım şirketin birinde yönetici olduğundan bahsetti. Bulunduğum yeri söyleyince de oraya akşam yedi otuzda geleceğini söyledi. Ben sevinç gösterisi yaptıkça kankam da mutlu oluyordu. Bizim kralı beklerken, denize girmeyi de ihmal etmedik. Denizde kulaç atmaya çalışırken kıyıdaki biri beni izliyordu. Adam bir süre beni izledi, denize girip kulaçladı, sonra da şezlonguna uzanıp içkisini yudumlamaya devam etti. Ya gerçekten beni dikizledi ya da benim kafama güneş geçti! Neyse kralla randevu saatim geliyordu. Geceyi dışarıda geçirebileceğimi söyleyen kankamın cümleleri de egomu biraz daha şişiriyordu. Yedi otuz oldu, yedi kırk beş oldu, saat sekiz olunca da kankam bana bir şişe soğuk su ikram etti:)) Durumuma öyle bir güldük ki... Böyle başka bir randevum daha oldu, onda da ekildim. Yaz aşkımıza hem Angaralı bebe darbe vurdu hem de krallarım! Çok güzel zamanlar geçirdim değerli dostlarımla. Bizi misafir eden Kedikesençatlakfare ve eşine çok teşekkür ederim. Özgür ruhlu kankam Free53 ile de bir dahaki tatilimizi yurt dışına çıkarak yapalım. Türkiye'dekilerden hayır yok bize! Kankama söz verdim, bir dahaki yaz sezonuna kadar göbeğimi indirmek için her şeyi yapacağım. Ahhh, biraz da kaslarım gelişse... Sizi projelerle baş başa bırakırken Willjace kardeşlere konuk olan Shinkaron'un da tatil yazısını isteriz!

Yagami

 


A Guy Like You 68
(Çeviri: Abby Düzenleme: Scarlett & Willjace)

Saezuru Tori wa Habatakanai 32
(Çeviri: Shinkaron Düzenleme: Zeze Temizleme: Willjace)

Sekaiichi Hatsukoi - Yukina Kou 4
(Çeviri: Blondie Düzenleme: Willjace)

Innocent 87
(Çeviri:
Susano'o Düzenleme: Shinkaron)

Hey, Your Cat Ears are Showing! 39
(Çeviri: Shinkaron Düzenleme: Zeze)

* Ekim ayı güncellemelerine buradan ulaşabilirsiniz.

 

Yakında

Duyuru Köşesi

Devam eden serileri aşağıdaki linkten indirebilirsiniz.

Mega

Eski serileri aşağıdaki linkten indirebilirsiniz.

Torrent

Yakın zamanda tamamlanan serileri aşağıdaki linkten indirebilirsiniz.

Mega